agrabah' tan kalkıp gelmiş garibim o kadar yol tepip.. halbuki ne kadar yakışırdı şimdi sofia limanına elinde tirakıyla birlikte. derya kenarına ne kadar yakışırdı kucağında uyuyan panait'i severken...
çünkü fight club fikri tamamen aziz nesin'den çalınmıştır... bilen bilir bir hikaye vardır 'nazik alet' adlı kitabında. adı 'bar fedaisi' olarak bilinir. orda tanışırız tyler durden ile... öyle işte... neden başkası benim fikrimi çalıp mükemmel şeyler elde ediyor? yada ben neden o kadar mükemmel olamıyorum. daha doğrusu o kadar 'tanınmıyorum'.
ironik olacak ama kedi vahşiliği sayesinde evcilleşmiştir. evet evet vahşiliği sayesinde. o ki tarlama zarar veren mini fareyi öldürdüğü için dostum olmuştur.
ayakkabı giyeriz. o gün yağmur yağmıştır ve geçtiğimiz kuru yerlerde ayakkabımızın izi kalır. peki bir kadın yağmur yağarken topuklu ayakkabıyla dışarı çıkar ve ardından kuru bir ortamda yürürse?? bir büyük iz bir de arkasında minik bir yuvarlak oluşur...bendeniz in son ve pek kıymetli tespitidir.
Işığı gördüm. Bugün ışığı gördüm. Bu akşam gördüm. Uzanıp yatmış kavak ağacını gördüm. Mısırın koçanlarını farkettim. Ne kadar eski olduğunu da gördüm. Dokunamadım ama görmek yeterliydi. En azından artık ışığın kaybolmadığını biliyorum. Ve bu benim ruhumu inanılmaz rahatlattı. Neden bu kadar sevindiğime emin olamamakla birlikte mutluyum işte!!. Bu mutluluğun sebebini de irdeleyecek değilim. Fakat evet işte buuu! çok güzel oldu. Tünelin ışığı sönmemeli...